istanbul Psikolog

Evlilik Sürecine Çiftlerin Aileleri Nasıl Etki Eder

Evlenirken aile problemi yaşamayan çift varsa kendilerini gerçekten çok şanslı sayabilirler. Çiftler arkadaşken ya da sevgiliyken her şey yolunda giderken, iş ciddiye bindiği andan itibaren bombanın pimi de çekilmiş olur :)

           İçinde her zaman doğuştan kayınvalide ve kayınpeder olma potansiyelini bu zamana kadar saklamış olan anne ve babalar, bu yaşa kadar gelin olmanın zorlukları anlatılarak manipüle edilmiş olan kadın ve onların aralarında kalıp muhtemelen en büyük sorunu yaşayacak olan erkek artık içlerindeki canavarı çıkarmaya hazırdırlar :)

             İki farklı aile, iki çok farklı yaşam standartı, birbirine benzemeyen kişilikler ve muhtemelen çocuklarına çok bağlı anne babalar. Herkes kendi çocuğunun mutlu olmasını, sürecin kendi çocuğunun  istediği gibi ve alışık oldukları adetlere uygun işlemesini ister.

           Ailelerin büyüdükleri yer ve yaşam tarzları birbirine uzaksa sorunlar en baştan kendini gösterecektir.

           Sözlenirken, nişanlanırken, evlenirken herkesin adetleri farklıdır. Ataerkil, hele ki daha köysel bir yapıdan gelen kayınvalide, gelinine potansiyel en iyi yemek yapan, en güzel temizleyen, en ses çıkarmayan, en çabuk çocuk yapan, eşinin ailesine en saygılı, eşinin ve ailesinin sözlerine her zaman itibar eden, geleneklerine çok bağlı bir kadın gözüyle bakmak isteyecektir.

            Oysa gelin, şehirde ve daha modern bir bakış açısıyla yetişmiş ise, erkek kadın eşitliğine inanacak, paylaşımlı, ortak kararların alındığı bir evlilik süreci isteyecek, eşinin ailesinin farklı isteklerini karşılamak konusunda isteksiz davranabilecek, bu da erkeğin eşinin ailesinin tepkisine neden olacaktır.

            Öncelikle söz ve nişan sürecinde alınacak kararlar konusunda çatışma başlayacak, taraflar birbirlerine duygu ve düşüncelerini anlatmaktansa, erkeğe anlatıp onu karşı tarafa iletilecek sözler için aracı yapacaklardır. Erkek öncelikle sevdiği kadınla sevdiği anne babasını ayrı ayrı idare etmeye çalışacaktır. Çiftlerden bir taraf eğer eşinin kendisini koruduğunu ve çok sevdiği için fedakarlık yaptığını görürse, eşinin ailesinden gelen baskıya dayanma konusunda daha kararlı olacak ve her geçen gün eşini daha çok yıpratmaya çalışacaktır. Eş artık yıpranmaya başlayacak, ruh sağlığı bozulmaya başlayacak ve ilk günlerdeki gibi yapıcı ve anlayışlı yaklaşamayacaktır. Eğer çiftler her iki tarafın ailelerinin birbirleri hakkında söylediklerini birebir karşı tarafa taşırlarsa, süreci çok daha zor bir duruma sokacaktır.

          Bir şekilde evlilik aşamasına gelinirse evlendikten sonra da durum çok değişmeyecektir. Aileler adetleri doğrultusunda çiftlerin sık sık kendilerini ziyaret etmesini, gelin ve damadın sık sık kendilerini arayıp ilgilenmesini, daha genç oldukları için evlerinin düzenini sağlayamayacaklarını düşünerek yemek, temizlik, düzen ve bunun gibi durumlarda müdahale etme gerekliliğini duyacaklardır. Bugüne kadar hep çocukları ile yaşamaya alışmış aileler, yine aynı şekilde her fırsatta bir araya gelmeyi isteyebilir ve bunu diretebilirler.

        Çocuk doğduğunda her iki aile de doğan bebeği kendi gördükleri, bildikleri ve öğrendikleri şekilde büyütmek isteyecek, karşı tarafın düşünceleri daha farklıysa, herkes doğru olanın kendisinin düşüncesi olduğunu ispatlama savaşına girecek tekrar çatışmalar alevlenecektir.

          Sonuçta her zaman olan ve olacak olan durum, evlenen çiftin bu baskılar sonucunda ister istemez kendi ailelerinin tarafını tutması, birbirlerini çok sevseler bile ailelerinin sözlerine itibar istemeleri, önce tartışmayla başlayan, daha sonra diretme ve kavgalarla, küslüklerle devam eden en sonunda da artık duyguların azaldığı, karşı tarafın her yaptığının batmaya başladığı, sürekli çekişmelerle devam eden, çiftlerin birbirlerinin ailelerine tavır yaptığı ve hatta zorla ziyarete gittiği, gitmemek için her bahaneyi ürettiği ve bunu eşine yansıttığı,  yıpranmış bir evlilik süreci olacaktır. 

          Peki bu süreç önlenebilir mi? Tabi ki, çiftler birkaç önemli püf noktaya dikkat ederek bu süreci çok daha sağlıklı geçirebilirler.

           Öncelikle en baştan çiftlerin birbirlerinin ve birbirlerinin ailelerinin bambaşka bir yerde, kendilerinden çok farklı ve değişik ortamlarda yetiştiğini, kişilik gelişiminin ergenlikle tamamlandığını, karşılarındaki insanın kişiliğine müdahale edemeyeceklerini tam olarak algılamaları gerekmektedir.

           Evlilik öncesi süreçte her iki tarafın ortak bir noktada buluşmasını sağlayabilmek oldukça önemlidir. Çiftlerin ailelerin olumsuz düşüncelerini eşlerine yansıtmaması da bu sürecin en önemli unsurudur. Anne baba kavramına bakış açısı çok önemlidir. Belirli bir yaşın üzerindeki kişileri değiştirmeye ya da fikirlerini değiştirmeye çalışmak yapılacak en büyük hatadır, hiçbir zaman başarıya ulaşmaz ve her zaman da hem onların hem bizim üzülmemizle sonuçlanır. Kendi fikirlerimizi onlara dikte etmeye çalışmak yerine onları anlamaya çalışmak, belki biraz gönüllerini hoş tutmaya çalışarak onların fikirlerine önem verdiğimizi hissettirmek ve onları kırmadan bir yandan da kendi fikirlerimizi gerçekleştirmek en doğru yol olabilir.

          Ailelerimize çekirdek aile olduğumuzu ve bunun önemini birden değil onları incitmeden ve üzmeden yavaş yavaş ve doğru bir şekilde empoze etmek çok önemlidir. Ayrıca çocuklarımız açısından bakıldığında mutlu bir çekirdek aile ve bunun yanında aile büyükleriyle birlikte sık sık yapılan toplantılarla eğlenceli ve huzurlu bir birliktelik çocuklarımızın gelişimi için de oldukça önemlidir. Unutmayalım ki gerek anne babaları gerek aile büyükleri mutlu ve huzurlu olduğunda çocuklar da kendini çok daha mutlu ve huzurlu hissederler.

          Nefret ve kin duygularıyla hareket eden çiftler sadece evliliklerine, birbirlerine ve kendilerine zarar verirler. Eşler ailelerini koruma asli görevini edinir ve bunun için savaşmaya başlarlarsa aralarındaki uçurumu her geçen gün derinleştirirler. Anlayış, empati, sabır ve sakinlik, duyguların ben diliyle ifadesi, yaşlı ve büyüklere saygı ve sevgi kavramı ise her zaman evlilikte huzur ve mutluluğu getirecektir.

Uzm. Klinik Psikolog Pelin ÖZAYDIN