istanbul Psikolog

Evliliklerde Kültür Çatışması

Evlilik dediğimiz müessese son derece kıymetli ve devamlılığı için özveri gerektiren bir kurumdur. Evlilikte çiftler arasında bulunması gereken en temel maddeler; sevgi, saygı ve güvendir. Bunlar gerçek anlamda bulunduğu zaman, birbirini gerçekten çok seven iki insanın evliliği birçok farklılığa rağmen sapasağlam ayakta durabilmektedir. Sağlıklı bir evlilik için hem ailelerin hem evlenen çiftin son derece anlayışlı ve saygılı olması gerekir. Her iki taraf da biraz kendilerinden ödün vererek biraz aile ve kültürlerinden ödün vererek her iki tarafın da eşit derecede memnun kalacağı şekilde bu kurumu oluşturur ve yürütürler.

İki farklı insan, iki farklı gelenek, iki farklı sosyokültürel ve sosyoekonomik seviye…  Normal olarak belirli bir yaşa belirli kurallar ve tarzla gelmiş olan kişi evlilikten sonra bambaşka bir kültürle karşılaştığı zaman çatışmalar yaşayabilmektedir. Sofra adabından, düğün dernek kültürüne, eğitim anlayışından, giyim tarzına kadar birçok farklılık boy gösterebilmektedir. Bazen bu kültür farkı çok uç boyutlarda olurken bazen de akraba evliliklerinde olduğu gibi farklılıklar çok daha azdır. Akraba evliliklerinde her iki tarafın da birbirinden beklentileri, yetişme stilleri, aile ilişkileri, dilleri, şiveleri, eğitim seviyeleri, sosyal aktivite anlayışları benzerdir hatta aynıdır diyebiliriz. Bu tarz evliliklerde kişiler isteme, nişan ve düğün zamanında daha rahat ve bilinçlidirler. Beklentiler aynıdır, konuşulacak ortak noktalar daha fazladır. Bunlara rağmen ne olursa olsun yine ortada iki farklı insan ve iki farklı hayatın aynı evin içine girmesi ve bir ömür birbirlerinin hayat arkadaşı olması durumu söz konusudur.

Çok ayrı iki ailenin bir araya gelmesi ve hayatlarını birleştirmesi durumu özellikle çiftler için ileride büyük sorunlara yol açabilmektedir. İsteme merasimi, nişan töreni, nikah ve düğün seremonileri kendi geleneklerine göre uygulamaya çalışırlar. Aile içindeki sormluluklar iki taraf için de farklıdır, ihtiyaçlar farklıdır, yatkınlıklar, zayıf noktalar, hobiler, alışkanlıklar…

Cicim ayları bitip de evliliğin sorumluluk ve düzen kısmı başladığında bu fark bariz şekilde ortaya çıkmaktadır. Evlilik çok boyutludur, cinselliğin olduğu, sorumlulukların ve görevlerin olduğu, ailelerin de işin içinde olduğu bir kurumdan bahsetmekteyiz. Bunu kurmak, devam ettirmek çiftlerin sorumluluğundadır. Her iki taraf da birbirlerinin farklılıklarını kabul edip bu şekilde mutlu olmayı öğrenmelidir. Bu durumu başaramayan çiftlerde çoğu zaman huzursuz, yanlı, kaygılı ve her kavgadan sonra sözün sonunu ayrılığa getiren bir taraf görmekteyiz. Evliliklerdeki en büyük hatalardan biri de çiftlerin evlenmeden önce karşı taraftaki bu özelliklerin farkında olmasına rağmen evlendikten sonra değiştirebilirim düşüncesi taşımasıdır. Durum bu şekilde seyreder ise kişi sürekli eşinin bir özelliğini değiştirme çabasında olup kavgaya sebebiyet verecektir. Evliliğinden memnun olmayı değil, eşini değiştirmeyi amaçlayan kişinin ilişkisi mutsuzlukla sonuçlanmaktadır.

Bazen farklı dil, farklı ırk, farklı dine mensup insanlar birbirlerini sevip bir aile kurmak isteyebiliyorlar. Yine bu durumda da kişisel ve kültürel farklılıklar kabullenilmeli ve her iki taraf da birbirlerinin alışkanlıklarına saygı durum özümsemelidir. Kısacası iki insan birbirini sevip evlenmişse eğer artık ‘ben’ yok ‘biz’ vardır.

Kadın erkeğin ailesine ve geleneklerine saygı gösterecek kendi ailesinden ayırmayacaktır, erkek de kadının ailesini kendi ailesi bilecektir. Bazı kişiler sadece eşim ben ve çocuklarımın olduğu bir hayat dilerler ve umutları bu yöndedir, ailelerini diğerlerinden izole etmeye çalışmaktadırlar. İki tarafın da ailesiyle ne aşırı derecede içli dışlı olmak ne de tamamen kopuk olmak doğru bir yaklaşım değildir. Her şekilde seviyeli bir bağ kurmak gereklidir.

Çiftleri birbirlerinin ilgi alanlarına, arkadaşlarına, sosyal çevresine karşı saygılı ve hoşgörülü olmalıdırlar. Kendi hayatlarıyla alakalı konularda fikir paylaşımı yapmalı ve aileler bu tür işlerin içine karıştırılmamalıdır. Çift olarak kendi yuvalarının sınırlarını koymalı, diğer insanlarla olan ilişkiler de yine ailenin sınırlarını korumalıdırlar.

Uzm.Klinik Psikolog Sinem ÖZER