istanbul Psikolog

Gurbet Psikolojisi

Bir çok insan yüzyıllardır yaşadığı yeri, vatanını, toprağını bırakıp hayatın getirdiği şartlardan dolayı farklı topraklarda yaşamak, yeni yerleştiği bölgenin ekmeğin, suyuna, insanına alışmak, oranın kültürüne ayak uydurmak durumundadırlar. Bu durum yüzyıllardır mevcuttur, insanlık tarihinin ekonomik ve sosyal şartlardan ötürü göç etmek zorunda kaldığını,göç eden milletlerin gittikleri yerdeki kültürden izler taşımaya başladıklarını,  kültür çatışmaları yaşadıklarını, bazı göçmenlerin dışlandıklarını,bazılarının ikinci sınıf insan muamelesi yaşadığını, bazılarının ise tam tersine hayat kalitelerine kalite kattığını,ticaret,ilim,kültür öğrendiklerini okuduk tarih kitaplarında.

 

Bırakıp gitmek çok kolay olmasa da gittiği yere tutunmak çok daha zordur vatandaşlar için. Kendi yurdunu, kendi insanını,bazen kendi ailesini geride bırakıp kilometrelerce uzaklara yaşamını devam ettirmek için, daha iyi bir okulda okuyabilmek için, daha iyi bir maaş alabilmek için ve bunun gibi bir çok neden üzerine insanlar gurbet hayatını tercih etmektedirler.

 

Dilini bile bilmediği bir ülke, belki alfabesi bile farklı… Daha önce tadına bile bakmadığı yiyecekler, düzenine hiç alışık olmadığı sosyal kurallar, giyim tarzı, sokaklar, gazeteler….Bir dost,bir arkadaştan çok uzakta ,başı sıkıştığında yardımına koşacak insan bulabilir mi şüpheli…Hastaneye yolu düşse doktorun dilinden ne şekilde anlayacağının kaygısını taşıyor olmak bile gurbetin bir zorluğudur aslında.

 

Günümüzde gurbetçilik olgusu eski zamanlarda ki ile karşılaştırıldığı zaman çok daha azalmış olduğunu görmekteyiz. Geçmişte gurbet daha çok ekonomik amaçlı yapılmış olsa da ,günümüzde eğitime bağlı olarak ülkesinden ayrılan insanların sayısında belli bir artış gözlenmektedir. Zor ama bir o kadar da avantajlı tarafları olan gurbet hayatının duygusal yanı baskın kişiler için daha zor,mantığı ile hareket eden kişiler için daha kolay alışılan bir durum olduğunu söyleyebilmekteyiz.

 

Gurbete iyi tarafından bakmak gerekirse ilk olarak kişideki özgüven duygusundan bahsedebiliriz. Kişi tüm sevdiklerini,güvencesini,evini,toprağını bırakıp her şeyden uzakta bir hayat kurabildiğini görmekte ve bu yalnızlıkta geçimini sağlayabildiğini ,okulunu tamamlayabildiğini ya da her ne sebeple gitmişse bunu başarabildiğini gözlemler ve sonuç olarak kimseye bağlı kalmaksızın tüm zorluklara göğüs gererek,ayaklarını sağlam bir şekilde yere basabildiğini görür.

 

Yeni insanlarla tanışmak,yeni hayatlar tanımak, o hayatlara dahil olmak fırsatını yaşıyor gurbetçiler. Aslında bakıldığı zaman onlar için yaşadıkları hayat tarzı sosyal çevrelerinin gelişmesi ve sosyal ortamlarının oluşması için büyük bir avantaj.

 

Yeni insanlara gerek bile kalmadan yeni yerler keşfediyor olmak da şüphesiz ki gurbetçilerin hayatını renklendiren en büyük etmenlerden bir tanesidir. Belki kendi ülkesinde sabah 9 akşam 6 vardiyalı bir işte belli bir rutinde hayatını devam ettirecekken,gurbetteki yaşamda kişi bulunduğu yeri keşfetmeye meraklıdır,yeni caddeler,sokaklar, binalar görür tarihlerini öğrenir, macera doludur aslında her haftasonu yeni keşfedeceği bir yer olması,tadına bakacağı yenir bir geleneksel yemeğin olması,oradaki konserler,sanatçılar,festivaller… Hayatı renkli hale getirmek çok kolay aslında.

Maddi açıdan sıkıntılar da çekse kişi gurbette bir şekilde kendi ayakları üstünde durmak açısından büyük bir fırsattır. Arkasını toplayan, yemek yapan bir anne ve istediği zaman para veren bir baba yokken hayat nasıl sürdürülüyormuş öğrenmek için çok büyük bir şans!

 

Olumlu yanları oldukça fazla ancak elbette zorlukları olan bu durumla baş edemeyen, ruh sağlığı olumsuz etkilenen kişiler de çoğunlukta. Gurbet psikolojisi içerisinde en çok gözlemlenen psikolojik vakalar arasında depresyon, sosyal fobi, anksiyete bozuklukları  ve paranoya yer almaktadır. Yerleştiği ülkenin dilini bilmemek insanları ile iletişimde zorluklar yaşamak, duygularını kimseye net bir şekilde anlatamamak hem toplumdan izole olup sosyal fobiye yol açabileceği gibi hem de depresyona sürükleyebiliyor. Bilmediği sokaklarda yürüyor olmak, tanımadığı bir milletin arasında olmak,sosyal sigortasının olmaması ise kişileri sürekli bir kaygı içerisine düşürüyor ve şüphe duymaya güvensiz hissetmeye sürüklüyor.

 

”Burada tek başıma yapabilir miyim?” ,”Akrabalarımız çok uzakta başımıza bir şey gelirse yardım alabilir miyiz?” ,”Uyum sağlayabilir miyiz?”, ”Arkadaşlarımı özlüyorum.”, .”Annemin yemeklerini özlüyorum.” gibi cümleler çok rastlanılan gurbetçilere ait cümlelerdir. Bununla baş edebilmek adına gurbette yaşayan kişiler en azından neleri özlediklerine, nelerin zorluğunu yaşadıklarına değil de hedeflerine, niçin orada bulunduklarına adapte olmalı ve ülkesiyle bağlantısını koparmadan ailesi ile iletişimini kesmeden yeni bulundukları ülkeye adım adım adapte olmaya çalışmalıdırlar. Aynı zamanda uzman desteği almak isteyen ancak bulunduğu ülkede kendi dilinde bir psikolog bulamayan vatandaşlarımız için sağladığımız web terapi hizmetinden faydalanabilirler. En azından adapte olma sürecinde kişilerin adaptasyon sağlamalarında yardımcı olmak,altından kalkamayacakları kadar büyük olarak düşündükleri sorunlarla baş edebilme yetisi kazanmalarını sağlamak biz terapistlerin bu noktadaki en büyük faydalarından biridir. Daha kronik durumlarda da yine kişileri yeterlilik,özgüven,sosyal destek çalışmaları ile iyileştirmek olumlu sonuçlar verecektir. Özellikle depresyon,anksiyete,sosyal kaygı,panik atak yaşayan kişiler kesinlikle bir uzmandan yardım almalı,süreci uzatıp tedaviyi geciktirmemelidir.