istanbul Psikolog

İnanç Nasıl Oluşur?

İnançlarımız ve değerlerimiz yaşamımızın her alanında bizim düşüncelerimizi, duygu ve davranışlarımızı yönlendirmektedir. Genellikle kendimize, toplumsal kurallara ve din konusuna dair inançlarımızın ve değerlerimizin temelleri ailemiz ve içinde bulunduğumuz toplum tarafından çocukluk çağında atılmaktadır.

TDK Güncel Türkçe Sözlükte din: “1. İnsanların anlayamadıkları, karşısında güçsüz kaldıkları doğa ve toplum olaylarını, tasarladıkları doğaüstü, gizemsel nitelikli güçlerle açıklamaya yönelmeleri duygusu, 2. Bu nitelikteki tasarımların kurallar, kurumlar, törenler ve simgeler biçiminde örgütlenmesini sağlayan düzen” , inanç ise: “Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma, birine duyulan güven” olarak açıklanmaktadır.

Sosyal ve özel yaşamda inanç, kişilerin iç dünyaları ile toplumsal yaşamları arasında uyumu sağlamaktadır. İnsanların inanç geliştirmeye ruhen yatkın ve yetenekli olmaları, merak ve arayışlarının sonucunda dini inancı kabule yönelmelerini ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlamaktadır. Çünkü insanların en önemli ihtiyaçlarından biri kendilerini güven içinde hissetmektir. Dini inanç güvenme temeline dayanır ve söz konusu olan, güvenin en üst basamağı olan asıl güveni sağlayan varlığa bağlanmadır.

İnsanların dini inanç geliştirme sebepleri birbirlerinden farklı olabilir. Örneğin; bu sebepler kişinin sıkıntılarını, içsel çatışmalarını gidermek olabileceği gibi direkt bir ihtiyacını karşılamak da olabilir. Ayrıca din konusunda şüphe, sorgulama, bilgilenme ve edinilen bilginin uygulanması ile yaşanan haz ve mutluluk da söz konusudur. Böylece kişinin yaşadıkları, o kişiyi bir din kurumuyla bütünleşmeye götürür ve iman insan yaşamında çok önemli bir yer teşkil eder hale gelir.İster arzu, ister ihtiyacı karşılama şeklinde olsun, insanlar bir dini inanç edinmeye yönelik bir yatkınlık içindedir diyebiliriz.

İnsanların gelişimi ana karnında başlar, doğumdan sonra da fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal alanlarda adım adım bir süreci izler ve ölene kadar devam eder. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki imanın gelişimi de bilişsel gelişime paralel olarak gitmektedir. Kabaca bu aşamaları şu şekilde sıralayabiliriz.

*Anne karnında ve bebeklikte bağlanma süreci duygusal açıdan temel güven duygusunun oluşumunun sağlandığı dönemdir. İman gelişimi için temel niteliğindedir.

*İlk çocukluk döneminde çocuklar ebeveynlerinin yönlendirmesiyle yasakların, günahların farkına varmaya başlayarak sezgisel olarak yüce bir varlığın var olduğu bilincine ulaşır.

*Çocukluk dönemi denilen ilkokul yaşlarında hayal ile gerçek olanı daha net olarak ayırt etmeye başlayan çocuklar dini inançları, simgeleri tamamen somut olarak algılarlar.

*Ergenlik dönemi çocuklarda soyut düşüncenin geliştiği, geçmiş ve gelecek hakkında düşünmeye başladıkları, geleceğe yönelik kaygılar yaşadıkları, kimlik oluşturma sürecinde diğer insanlarla uzlaşma yoluna girdikleri bir dönemdir. Tanrıyla ilişki daha çok kişisel istekler bazındadır.

*Yetişkinlik döneminde, inançları ve değerleri derin düşünerek gözden geçirme, sorgulama, eleştirme, kendi kararlarını verebilme önem kazanmaktadır.

*Orta yaşta ve sonrasında birey deneyimlerine dayanarak, olaylara çok yönlü bakış açısı geliştirir. Varoluş, inanç çerçevesinde değerlendirilir ve birlik beraberlik düşüncesi ön plana çıkar.

*Tüm varoluşu yaratana duyulan sevgi, tutum ve davranışlarda net olarak görülür ve kişinin hayat biçimini oluşturur. Amaç adil, sevgi dolu bir toplum içinde yaşamaktır ve örnek olmayı da içerir.

Eğer kişi bir konuyu doğru olup olmadığını sorgulamadan doğrudur diye kabul edip, içselleştirip tutum ve davranışlarını buna göre yaparsa, kendisine söylenmiş bir konuya, bilgiye boyun eğmiş olur ki belki de bu inanç akıldışı ve mantıksızdır. Dini inanç bir kesinliği olmayana dair içsel bir biliş halidir, ve bazı araştırmacılar iman olmazsa insanın yalnız, mutsuz, umutsuz, korku içinde olacağını belirtmişlerdir. Erdemli ve ahlaklı yaşantıların ön koşulu inancın gerektirdiği şekilde davranmaktır.

İnanç ve davranışlar arasında olması gereken uyumun gerçekleşmemesi kişinin iç çatışmalar yaşamasına neden olabilir. Bu çatışmalar yaşamın diğer alanlarında da sıkıntılara sebep olmaktadır.

Sonuç olarak oluşumu ve algılanışı nasıl olursa olsun dini inançlar da diğer inançlarımız gibi davranışlarımızın organizasyonunda belirleyici rol oynamaktadır.

Uzm. Psikolog Semra Evrim

(Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi’nden y