istanbul Psikolog

Ölüm Psikolojisi

 ”Herkes Kimsenin Sağ Kalmadığını Bilir de Kendisinin Öleceğine İnanmak İstemez.” (Namık Kemal)

Psikolojik olarak ölümü inceleyeceksek akla gelecek olan ilk şey ‘çelişki’ olmalıdır. İnsanoğlu varlığının bir gün sona ereceğini bilir ve kabullenir bu durum gayet normalken bir yandan da hiç ölümü hesaba katmadan yaşamaya devam eder, ölüm düşüncesi bir noktada erteler, bastırır ve inkar eder. ‘Ölüm’ ün ‘Korku’ yaratması gayet normal bir sonuçtur.İnsanda kaygı yaratan durumlar genel olarak sonunu bilemediği durumlara karşı gelişir. Çoğu anksiyete (kaygı)bozukluğunda karşımıza çıkan sorunların altında yatan en büyük etmen kişinin başına neyin ne şekilde geleceği ve sonunun ne olacağını bilmemesinden kaynaklanır. Örneğin uçak fobisi olan bir insanın uçağa binerken korkudan kalp krizi geçirir miyim diye düşünmesi, uçak kalktıktan sonra bayılır mıyım, uçak bozulur mu, gideceğimiz rotaya söylenilen saatte ulaşacak mıyız, ya pilot teknik bir hata yaparsa… gibi soruların cevaplarını bulamaz ve bu soruları düşünerek yaşadığı kaygı ve korkuyu büyütür.

Ölüm esnasında ne yaşanılacağını bilmemek, hatta ne şekilde öleceğini bilememek kişide son derece korku ve kaygı yaratan bir durum olabilir. Ölümden sonra yakın çevresi neler düşünecek, neler yapacak, ölümden sonra fizyolojik olarak ne şekilde olacak,nereye gidecek, ölüm anında canıı yanacak mı, tamamen yok mu olacak…?  kişi bu soruların cevabını bilmez ve anlamlandıramaz. Sevdiklerinin onu özleyeceğini, kendisinin de sevdiklerini özleyecek olması düşüncesi kişiyi en çok bunaltan düşüncedir.

Ölüm kavramı her kültürde farklı hatta her insan için farklı yorumlara tabiidir. Kimi için kurtuluş sayılırken kimisine göre yeni bir başlangıç, kimine göre cezaların ve günahların hesabının yapılacağı vakit ve sonraki hayat anlamını ifade eder. Kimisine göre tamamen bir son kabul edilir. Dini açıdan da bakıldığı zaman her insanın belirli bir süresi vardır ve hayat sonlanan bir olgudur. Dini açıdan yanlışları, günahları olan insanlar tövbe ederek, dua ederek, ibadet ederek bir nebze kendilerini psikolojik olarak rahatlatır ve tanrıyla bir bağ kurarak ölümden sonraki hayat için bir şeyler yapmış olurlar. Çoğu zaman inancı olan kişilerin dua ,ibadet yöntemleri ile umutsuzluklarıyla baş edebildiklerini görürüz. Sığınacak bir liman, derdini anlatacak, bir şeyler dileyebilecek bir ortam insanın zor zamanında her zaman rahatlatan bir durumdur.

Ölüm Korkusu çoğu insanda vardır (çoğu insan bunu inkar etse de ) ancak kimi insanlar bu korkuyu daha yoğun yaşamaktadırlar. Bu durum psikolojik rahatsızlık boyutuna ulaştığında genellikle ‘Panik Atak’ olarak kendini göstermektedir. İnsanın bedensel olarak ölüme yaklaştığını hissettiren belirtiler sonrasında panik atak geçiren kişiler dini kurallara uymaya başlayabilir ve daha sağlıklı ve düzgün bir yaşam tarzına geçiş yapmaya çalışırlar. Panik Atak esnasına öleceğini düşünen kişide pişmanlık ve keşke’ ler başlar. Panik atak dışında yine ölüm korkusunun üst seviyede mevcut olma durumu kişide başka psikolojik rahatsızlıklara yol açabilmektedir.

Bunun dışında ruhsal bunaltılardan kurtulmanın tek çözümünün ölüm olduğunu düşünen bir grup da yok değil… Bu insanlar ölümü; bir kaçış, bir çıkış kapısı olarak görürler ve bu durum da altta yatan sıkıntıları çözmek yerine kaçma yolunu seçtiği anlamına gelir.

Daha düzgün yaşayan, haksızlık yapmayan, sevdiklerini sık sık arayıp soran,iyilik yapan,insanları eleştirmeyen,iyimser yaklaşan, kendinden ödün veren,sade bir yaşantıyı seçen,bu hayata bir şeyler katmayı ve bırakmayı hedefleyen insanlarda ölüm korkusu daha yanlış ve düzensiz bir hayat yaşayan insana göre daha azdır. Ölüm olgusu bir yerde dünyayı daha dengeli ve merhametli bir alana çevirir.Sonsuz bir hayat algısı kişilerde doyumsuzluk,vicdansızlık,korkusuzluk gibi duyguları arttıracak ve içinden çıkılamayacak bir ortam oluşturacaktı.

Kimler Ölümden Daha Fazla Korkuyor?

Araştırmalara göre evlat sahibi olan kimseler, zengin olup daha çok para kazanma hırsına sahip olan kimseler,dini inancı olup da dinin kurallarını yerine getirmeyen kimseler,batı toplumları doğu toplumlarına göre daha fazla ölüm korkusu taşımaktadır.

 

Ölümsüzlük icat edilemeyeceği için öncelikle insanoğlunun ölümü kabul edip daha düzgün bir hayat yaşam tarzını benimsemesi gerekir .Unutmak da doğru değil sürekli ölüm düşüncesiyle yaşamak da… Doğru olan nokta hem ölüm varmışçasına yaşamak hem de bu dünyaya için bir şeyler yapmak,insanlığa fayda sağlayacak işlerde bulunmak olacaktır.İyi evlatlar yetiştirmek, yoksul insanlara yardım etmek,sokaktaki hayvanları beslemek, ağaç dikmek, çalışmak haksız kazan yapmamak, eş dost ziyareti yapmak,kimsesizlere yaşlıları ziyaret etmek vicdanımızın okşanmasına yol açar,yüreğimize su serper ve psikolojik olarak büyük rahatlama sağlar. Ayrıca yakınların,eş dostların cenaze törenlerine gitmesi de kişiyi zihinsel açıdan ölüm düşüncesine karşı nötralize eder.En temel korkularımızdan olan ‘ölüm’ diğer korkularımıza yol açan en temek korku türüdür.Ölüm korkusunu yenmek bir noktaya kadar gerekli ve mümkündür.Kişide bir nebze bile olsa ölüm korkusunun kalması bir sorun yaratmaz ancak günlük hayatında büyük kaygı yaşatacak derecede bir korku yaşıyorsa bilişsel terapilerle büyük derecede iyileşme gösterebilirler.

Uzm. Klinik Psikolog Sinem ÖZER