istanbul Psikolog

Problemli Evlilik Ve Çocuklar

Ayşe her gün evde anne babası gelince neden konuşmadıklarını, konuştukları zaman ise neden tartıştıklarını anlayamıyordu. Anne ve babasını çok seviyordu oysaki. Ayşe’ ye göre anne ve babası çok iyi insanlardı. Ayşe onları çok severken nasıl onlar bu kadar tartışmayı başarabiliyorlardı. Anne ve babası ayrı ayrı Ayşe’yle ilgileniyorlardı ama Ayşe onlarla birlikte oyun oynamayı çok özlemişti. Birlikte parka gitmeyi, parkta hep beraber gülüp eğlenmeyi…Şimdilerde Ayşe ya annesiyle yada babasıyla parka gidiyordu. Birlikte gittiklerinde ise hiç konuşmuyorlardı. Eve geldiklerinde herkes kendi köşesine çekiliyordu. Gece olduğunda bağırmalarını duymamak için yastığın altına girmeye ve kulaklarımı kapamaya çalışıyordu. Artık biliyordum birbirlerini sevmiyorlardı. Ne kadar saklasa da annemin mutsuzluğunu anlayabiliyordum. O mutsuz oldukça ona sarılıyordum üzülmesin diye… Bazen gece uyandığımda babamı koltukta yattığını görüyordum. Belki belli etmemeye çalışıyorlardı ama Ayşe anne ve babası arasında sorun olduğunu anlamıştı.

Bu yazıyı okuyan bazı anne babaların aynı durumu bende yaşıyorum dediğini duyar gibiyim. Birbirlerini çok severek bir ömür mutlu olma hayali ile nikah masasına oturan çiftler zaman geçtikten sonra birbirlerini tanıyamaz veya konuştuklarına tahammül edemez hale gelebiliyorlar. Çiftler arasında evliliği için için bitiren durumlardan biri çiftlerin birlerine karşı duygusal yoksunlukların su yüzüne çıkmasıdır.  Duygusal yoksunlukların zamanla artmasından sonra çiftler arasında iletişim problemleri baş göstermeye başlar. Çiftler aynı çatı altında problemlerini konuşmak için masaya yatırdığında birbirlerini anlamak için değil, kendilerini savunmak için karşındakini dinlemeye başlar. Buda iletişimin kalitesini azaltır ve bitabi problemler çözümsüz kalabilir.

Bazı evliliklerde ise karşılıklı konuşmanın yerine karşılıklı susmalar alır. Konuşmanın çözümsüz, faydasız olduğunu düşünen çiftler artık problemlerini tabiri caizse halı altına iterler. Görmemeye, bilmemeye ve konuşmamaya çalışırlar. Gittiği, gidebildiği yere kadar… Çiftlerin aynı çatı altında tabiri caizse tahammüllerinin azalması, beklenti ve istek dengelerinin bozulması, iletişim problemleri, duygusal yoksunluk, kıskançlık krizleri gibi birçok neden ilişkileri kopma noktasına getirir ve ev içerisinde ki huzursuzluk artar.

Bir çocuk için en önemli şey aile içerisinde anne babanın bebeklik döneminden itibaren ona sağlayacağı güven, sevgi ve huzur ortamıdır. Her çocuk aile içindeki güveni, sevgiyi huzuru hak eder ve anne babasından bekler. Dolayısıyla bir anne babanın çocuklarına bırakabileceği en önemli miras belki de huzurlu ve mutlu bir aile ilişkisidir.

Çocuklar aile içerisinde ne kadar sevgi, saygı, huzur ve mutluluk içerisinde büyürse yetişkinlik döneminde kendilerine güvenleri ve insanlarla kuracağı ilişki sağlamlaşır. Çiftlerin evliliklerinde çocuklarına karşı yaptıkları en tehlikeli davranış zorluk içerisinde süren evliliklerinin devamını sağlamak için çocuk yapmak ve yine tatsız giden evliliklerini çocuklar için devam ettirmeye çalışmaktır. Boşanma durumunda tabi ki çocuklar hem duygusal hem de davranışsal olarak etkilenir. Ancak yapılan araştırmalar gösteriyor ki çatışmaların devamlı olduğu, aile içi iletişimsizliklerin çocuklara yansıdığı, evlilik içinde sevgi ve saygının zedelendiği evlilik ilişkilerin çocuklarda duygusal ve davranış olarak daha çok yara almaktadır. Elbette her çocuk anne babayla büyüme hakkına sahiptir. Ama eğer çiftler birlikte olmaktan keyif almıyorsa, anne ve baba mutsuz oluyorsa ve bunun sonucunda evde tartışmalar, huzursuzluklar baş gösteriyorsa bu durum ne olursa olsun çocuklarım için evliliğimi devam ettirmeliyim düşüncesi çocuklar ve eşler açısında daha yaralayıcı bir durum alabiliyor.  Çocuklar; halk arasındaki yanlış inancın tersine bir sorun olduğunu hisseden ve anlayan varlıklardır. Ortamın ne kadar huzurlu, mutlu ve güven verici olduğu çocukların sağlığı için çok etkilidir.

Yeni bir çocuk sahibi olmak veya var olan çocuklar evlilik içindeki çatışmaları çözebilecek mekanizmalar değildir. Çocuklar yalnızca çocuktur ve tıpkı bir çiçek gibi özenli bakım isterler. Sevgili anne babalara ve eşlere tavsiyem öncelikle hem kendiniz hem de çocuklarınızın sağlığı için aile içerisindeki problemlerinizi önce kendiniz eğer kendiniz çözümlemekte zorlanıyor veya yol kat edemiyorsanız uzman psikologlardan yardım almanızıdır. Unutmayın ki çocuklar birçok durumu anlıyor ve biriktiriyorlar. Ne olursa olsun yine de birlikte olalım anlayışı yerine hem kendinize hem de çocuğumuza daha huzurlu ve mutlu bir ortam nasıl sunarım gibi düşünce sizi mutlu sona ulaştırabilir. 

Psikolog Ceren GÜMÜŞ