istanbul Psikolog

Sevgisini Belli Etmeyen Anne Ve Babalar

Anne baba olarak tek görev bir çocuğun bakımını üstlenmek ihtiyaçlarını karşılayıp ona iyi bir gelecek hazırlamak değildir. Tabii ki bir çocuk dünyaya getirilir maddi manevi tüm sorumluluğu üstlenilmiş olunur ve en içten şekilde ebeveyn olarak onun tüm sorumluluğu üstlenilir.Ona iyi bir gelecek hazırlamak, arkadaşlarında gördüğünden eksik etmemek, iyi okullara göndermek, dil öğrenmesini sağlamak, geleceği üzerine planlar ve yatırımlar yapmak, en iyi kıyafetleri giydirmek, en özel merkezlerde kurslara göndermek istemek her anne babanın yapmak istediğidir. Ancak bunları yapmaya çalışırken unutulan bir şey var! Hayatın akışının hızına yetişmeye çalışırken çocuğa iyi bir gelecek kurmak için çabalarken anne babalar çoğu zaman bir şeyi unutuyor; ’sevgi’! Genellikle babaların unuttuğu bir şey aslında bu… Hepimizin, biz insanların en temel ihtiyacı değil midir? Neden bunu göstermekte zorlanıyor çoğu insan, neden karısının elinden tutup onu sevdiğini söyleyebilmek, çocuğuna sarılıp canım evladım seni çok seviyorum diyebilmek bu kadar zordur ?

Okulda öğrendiği a ,b, c çocuğun geleceğine yatırımdır elbette ancak bunun yanında çocuğun kişiliğinin gelişimine katkıda bulunmak, manevi değerlerin varlığını göstermek ve bunlarla mutlu etmeyi öğretmek , insanları sevmeyi, sevgi göstermeyi, yardımlaşmayı öğretmek çok çok daha önemlidir… Sadece okula göndermek değildir meziyet ya da karnını doyurmak, istediği oyuncakları almak değildir. Hafta sonu hamburgerciye götürmek, dondurma almak, sevdiği filme götürmek değildir. Asıl olan çocuk okuldan geldiğinde onu dinlemek gününün nasıl geçtiğini  sormaktır, duygularını öğrenmek, zevk aldığı noktaları keşfedebilmektir, sevdiği oyuncağa kavuştuğu zaman onunla birlikte anne baba olarak oyuna katılabilmek, fast-food restauranına gitmek yerine  evde birlikte hamburger yapmayı deneyebilmektir, gidilen sinema filmi üzerine çocukla tartışabilmek, yorumlaşabilmektir meziyet.Çocuğun kim olduğunu fark etmesini sağlamak gerekir,neden ve niçin yaşadığını bilmesini sağlamak hedef koyabilmesi için yol gösterici olmak,anne ve babanın hayatındaki yerini belirlemesini, zor durumlarla nasıl baş edebileceğini öğrenmesini sağlamak gerekir.Bunlar da çocukla iletişim kurarak,çocuğa sevgi aşılıyarak onun sevgisini kazanarak olur. Çocuğun bunları başarabilmesi ciddi anlamda kişiliğine yapılan yatırımdır.

Bir çocuk ancak ve ancak ailesinin ona gösterdiği sevgiyle ve ilgiyle beslenir gelişir ve büyür.Sevgi gören, başı okşanan,sarılmayı öğrenmiş bir çocuk gelecek yaşamında özgüveni yerinde,kişiliği gelişmiş ayakları yere sağlam basan bir birey olacaktır.Sevgisiz büyümüş anne ve babaların kendi çocuklarına sevgi gösterme durumunda daha fazla zorluk yaşadıklarını görürürüz. Çocuğuna bunu gösterememe duygusu onları bir noktada rahatsız eder ancak bu durum onlar için o kadar alışılageldik bir durum değildir ki bir türlü adım atmayı başaramazlar. Bazıları ise çocuğun ‘başarı’ sına o kadar odaklanmışlardır ki çocuğun istek ve arzularına karşı tamamen kör olmuşlar, kurallara o denli yüklenmişlerdir ki çocukla olan duygusal bağın kopukluğundan haberleri bile yoktur. Bazı ebeveynler ise aşırı derecede stresli bir iş ya da aile hayatından ötürü kendi psikolojisini toparlayamama durumundan dolayı

Aslına bakılırsa anne ile bebek arasındaki sevgi bağı daha çocuk anne karnındayken başlar. Çocuğun benlik saygısını kazanabilmesi için anneden de babadan da kabul görmüş olduğunu hissetmesi gerekir. Çocuğun her yaşta kabul ve ilgi görmeye ihtiyacı vardır, sevgi görmeye ihtiyacı vardır .Küçük yaşta öpülen sevilen çocuk büyüdüğü zaman da bunu görmek ister hatta yetişkin bir birey olduğunda da annesinden ve babasından ilgi ve sevgi görmeye ihtiyacı vardır. Anne babalar bazen fazla sevgi gösterildiği zaman çocuğun şımarabileceğini düşünürler. Gereğinden fazla sevgi gösterisi, her an çocuğu sevgi ile boğmak anlamsızdır ve çocuğu gerçekten şımarıklığa itebilir. Her ebeveynin sevgisini gösterme şekli farklıdır ve her çocuğun ihtiyacı olan sevgi biçimi de farklıdır elbette. Çocuğun  gelişim evrelerine göre sevgi göstermek de önemlidir. Örneğin ergenliğe girmiş bir çocuğun arkadaşları içinde annesi tarafından yanaklarının sıkılması çocuk için rencide edici bir durum olarak algılanabilir.

 

Peki anne ve babalar çocuğa sevgilerini nasıl gösterebilirler?

Öncelikle ona sevgiyi öğretin.Hayattaki,dünya üzerindeki her şeyi sevmeyi.Bir kediyi,bir ağacı,bir insanı…Birlikte bir evcil hayvan edinebilirsiniz,bir kuş alıp birlikte ona yem ve su verip onun sorumluluğunu paylaşabilirsiniz.Kuşun temel ihtiyaçlarını giderirken ona sevgi gösterip okşamak çocuk için iyi bir tecrübe olacaktır.

 

Ona sarılmayı öğretin!Baba işten geldiği zaman ,anne mis gibi kokan bir makarna yaptığı zaman,kardeşi yere düşüp canını acıttığı zaman çocuk sarılmayı bilsin.Seni çok seviyorum diyebilsin.Onu sevin okşayın,göz temasından kaçınmayın,ona masallar anlatın,şarkılar söyleyin!

 

Sınıf arkadaşlarıyla,kuzenleriyle,mahalledeki arkadaşlarıyla kıyaslamayın.İnsanlara karşı nefret duygusundan uzak tutmaya özen gösterin. Güvenli olan ortamlardaki herkesin sevilmeye layık olduğunu öğretin.

Asla şiddet uygulamayın.Yasaklar ve kurallar disiplin için gereklidir ancak bunları da sevgi ve saygı çerçevesinde uygulayın.

 

Okulunda ya da arkadaş çevresinde bir problem yaşadığı zaman olayı gidip birebir kendisine sorun,öğretmenlerden ya da arkadaşlarından bilgi almaya çalışmak çocuğunuzun size olan güvenini kırabilir.

 

Anne baba olarak hoşlanmadığınız insanlar hakkında çocuğun yanında konuşmayın,ona sevgi dolu bir aile gösterin,kalabalık ortamlara sokmaya çalışın,aile ziyaretlerinin ,dede ve babaanne evine gidip el öpmenin değerini anlatın.

 

Evde televizyonu kapatın, sohbet ortamı sağlayın.Aile bireylerinin her birnin gün içinde neler yaşadıklarını anlatacakları bir ortam oluşturun.Sorunlara birlikte çözüm üretmeye çalışın.

 

Kimsesiz çocuklar,huzurevleri gibi kurumlara yardım etmeye gidin,çocuğun ihtiyaç sahibi insnları görmesi ve onlara yardım ediyor olması ondaki sevgi duygusunu,manevi duyguların artmasına neden olacaktır.

Uzm. Klinik Psikolog Sinem ÖZER