istanbul Psikolog

Sihirli Değneğe Gerek Yok Sözlerin Gücü Yeter

“SENİ SEVİYORUM”,” SENDEN NEFRET EDİYORUM”, SEN ÇOK DEĞERLİSİN”, “UMRUMDA DEĞİLSİN”, ÇOK BAŞARILISIN TEBRİKLER”, “HAYATIMDA GÖRDÜĞÜM EN BECERİKSİZ İNSANSIN”…..

        Belki de sözlerin gücü değil de etkileme sanatı demeliyiz. Çünkü kelimeler, sözcükler herkes için vardır, fakat, onu kullanmasını bilenler için bütün hayatı kendi istedikleri yönde şekillendirebilecekleri bir sihirli değnektir sözcükler.

         Çevremizdeki herkes konuşur. Peki biz hepsinden etkilenip herkesin konuşmalarına itibar eder miyiz? Bizi gerek ses tonuyla gerek düzgün diksiyonuyla gerek konuşma üslubuyla gerçekten etkileyen, dinlemeye teşvik eden insanları daha çok dinlemez miyiz? Bazı kişileri saatlerce dinlemeye doyamayıp bazı insanları 5 dakika dinlemeye tahammül edemediğimiz olmamış mıdır?

       Sözlerimizle hayatımızda ve karşımızdaki insanların hayatında  o kadar çok şeyi değiştirebiliriz ki. Mesela karşımızdaki insanlara sözlerimizle bir çok duygu yaşatabiliriz. Onları korkutabiliriz, üzebiliriz, mutlu edebiliriz, şaşırtabiliriz, öfkelendirebiliriz vs…..

      Sözlerimizle bir toplumun siyasi, dini, kültürel  geleceğini belirleyebiliriz.  Nasıl mı ? Sözlerimizle  doğumdan itibaren  bir çocuğun yada çocukların  hayatını, geleceğini, psikolojisini, kişilik yapısını , bakış açılarını ve değer yargılarını belirleyebiliriz, onu eğitebiliriz yada cahil bırakırız. Ona değerli, faydalı, güvenli hissettirebiliriz. Ya da tam tersi değersiz, güvensiz, mutsuz hissettirebiliriz. Bu çocuk da ilerde kendi kişilik ve değer yargılarına göre kendi çocuklarını yetiştirir. Böylece toplumun yeni nesli oluşmaya başlar. Toplumda kitle iknaları, sözlerle olur. Büyük bir kitleyi arkanıza almak, fikirlerinizi empoze etmek istiyorsanız doğru kullanabildiğiniz sözcüklerinizi beden dilinizle birleştirmeniz yeterlidir.

        Sözcüklerimizle bir insanı en derin acısından kurtarabilir ya da bir insanı çok büyük acı ve umutsuzluğa sürükleyebiliriz.

        İlişkilerimizi, evliliklerimizi, dostluklarımızı,  sözlerimizle yıkabiliriz ya da devam ettirebiliriz. Eğer karşımızdaki insanla doğru bir üslupla, doğru kelimelerle ve doğru bir dille konuşursak, o insanın bizi anlamasını sağlarız, kendisinin de anlaşıldığını hissetmesini sağlarız, sorunların çözümlenebileceği duygusunu hissettiririz, ortak bir noktada buluşabileceğimize ya da kendi düşüncelerimizin doğru olduğuna ikna edebiliriz.

            Tam tersi eğer karşımızdaki insana yanlış bir dille, yanlış ve onu rahatsız edecek eleştirisel sözcüklerle konuşursak ilişkimizi zedeler, sorunları asla çözümleyemez, hatta daha büyük problemler oluşmasına yol açabiliriz.

            Sözlerimizle mesleğimize yön verebiliriz; bir psikolog  psikolojisi bozulmuş bir insanın bakış açısını değiştirebilir, hayatına, geleceğine, ailesine, kendisine daha farklı bakmasını sağlayabilir. Bir insanın olumlu ya da olumsuz düşünmesine sebep olabilir. Sözleriyle  bir insanı ta çocukluğuna götürebilir, yaşadığı her şeyi tekrar beyninde canlandırabilir, güzel ya da kötü anılarını hatırlatabilir onlarla bir şekilde yüzleşmesini sağlayabilir.

Bir pazarlamacı sadece sözcükleri kullanarak hayatını kazanabilir, bir öğretmen sözcükleriyle en güzel nesli yetiştirebilir ya da bir toplumun cahil ve duyarsız kalmasına neden olabilir, bir işveren sözcükleriyle çalışanlarını motive edip kendilerine güvenmelerini, çalışırken iyi hissetmelerini ve verimli olmalarını sağlayabilir ya da çalışanlarının kendilerini değersiz hissetmelerine, düşük motivasyona ve verimsizliğe neden olabilir. Bir avukat sadece sözleriyle bir insanın esaretine ya da özgürlüğüne karar verdirebilir.

      Bir müzisyen, şair ya da yazar sözcükleriyle bütün dünyanın bakış açısını değiştirebilir, bir konuda binlerce aynı fikirde topluluk oluşturabilir.

      En önemlisi sadece kelimeleri doğru seçmek ya da beden dilini doğru kullanmak değil, söyleyeceğimiz şeyleri karşımızdaki her insanın anlayabileceği bir şekle dönüştürüp öyle aktarmaktır. Böylece anlattığımız şeylerin anlaşılır olmasını garantileyebiliriz.

       Sadece bir sözcüğe yaptığımız farklı bir vurguyla o sözcüğün verdiği bütün duyguyu değiştirebiliriz. Bir harfini değiştirerek, ya da bir ek yaparak sözcüğün bütün anlamını değiştirebiliriz.

          Buradan da anlıyoruz ki esasında güçlü olan sözcükler değildir, bizim onlara nasıl bir güç verebildiğimizdir. Eğer sözcüklerimiz güçlüyse biz de güçlüyüz demektir. Onları kullanarak hayatımızdaki birçok şeyi, çevremizdeki birçok olguyu değiştirme gücü de tamamen bizdedir. Esasında bütün yaşamımız sözcüklerin elindedir. Onları doğru kullanarak istediğimiz her şeyi yapabiliriz, hedeflerimize ulaşabiliriz, hayatımızı kendi istediğimiz şekilde yönlendirebiliriz.

Uzm. Klinik Psikolog Pelin ÖZAYDIN